hayat-eve-sigar

Hayat Eve Sığar Dedik de Peki Biz Evlerimize Sığabildik mi?

Neredeyse 1 ay oldu… Koskoca dünyamızı evimize taşıyalı ve bu düzene alışmaya başlayalı… İşlerimizi oturma odasına, çocuklarımızın eğitimini salona, çok sevdiğimiz pastane kurabiyelerini mutfağa sığdırdık.

Kısa bir bocalamadan sonra kimimize iyi geldi ailecek bir arada olmak. Sadece biz olarak yaşamak yada yalnızlığımızla baş başa kalıp özümüze dönmek.

Uzun zamandır isteyip de vakit bulamadığımız bir filmi izlemek, listemizdeki kitapları okumak belki de hiçbir şey yapmamanın keyfini sürmek.

Hayat eve sığar dedik de peki biz evlerimize sığabildik mi?

Bu süreçte hangimizin gözüne takılmadı salonda fazla duran aksesuarlar, hangimiz dolaplarımızda ki dağınıklıkla yüzleşmedik ya da mutfakta üst üste yığılmış tabakların arasında söylenmedik?

Hem mesleğim hem de kişisel gelişimim adına bakış açımı değiştiren, bana yol gösteren birçok kitap okudum. Tam da bu günlerde aklıma hep Maria Kondo’nun “Derle, Topla, Rahatla” adlı kitabı geliyor.

Teknik olarak kitap evlerimizde bulunan fazla eşyaları, yıllarca dolaplarımızda istif yaptığımız giysileri, bir gün kullanırım diye sakladığımız ürünleri “atmamız” gerektiğini anlatıyor. Yaşam alanlarımızı düzenleme yöntemlerinden ve bu sayede daha sade ve daha konforlu alanlara sahip olacağımızdan bahsediyor.

Gerçekten az ve ihtiyacımız olan eşyalar ile yaşamaya başladığımızda hayatımızda düzene ve içimizde mutluluk hissiyatına yer açacağız diye açıklıyor. Peki nasıl vedalaşacağız yıllarca biriktirdiğimiz eşyalarımız ile, ve neye göre karar vereceğiz hangisini atmamız gerektiğine?

İşte bence kitabın esas felsefesi bu noktada başlıyor. Size mutluluk veriyor mu? diye kendinize sorun diyor Maria Kondo.

Acaba bu günlerde evlerimizdeki eşyalarımız adına bu soruyu sorarken zihnimizde biriktirdiğimiz kirli düşüncelerden arınma, geçmişe bağlı kalıp kurtulamadığımız olumsuzluklarla vedalaşma ve daha sade daha huzurlu günlere yer açma zamanları değil mi?

Tüm dünyayı etkileyen bu karantina zamanlarında evinizi ve zihinlerinizi rahatlatacak çok basit çözümler bulabilirsiniz.

Öncelikle gün ışığına en fazla ihtiyacımız olduğu bu günlerde pencere önlerini mümkün olduğunca boşaltın. Eğer yeriniz varsa küçük saksılarda çiçekler yetiştirin. Balkonlu yada bahçeli bir evde oturuyorsanız şimdi tam ekim zamanı. Birçok markette toprak ve bitki tohumları bulunuyor. Alışveriş listenize ekleyebilirsiniz.

Bitkiler görünmez enerjileri ile hem evinizi hem de ruhunuzu şifalandıracaktır.

Kütüphaneniz varsa, fazla kitaplarınızı ayırıp sosyal medyadan istediğiniz kişilere gönderin. Lise yada üniversite yıllıklarına bakıp arkadaşlarınızı aramak, aile albümlerini düzenleyip çocuklarınız ile o günler hakkında konuşmak ve geçmiş tarihli evrakları ayırıp çekmece temizliği yapmak için harika zamanlar.

Mutfağınızda yeterli büyüklükte bir masanız varsa salonunuzda bulunan masayı hem sizin hem de çocuklarınızın kullanabileceği çalışma alanına dönüştürün. Siz çalışmıyorsanız masanın bir bölümünü hobilerinize ayırın. Resim yapmak, örgü örmek, seramik boyamak için tüm malzemeler dijital alışveriş sitelerinden tedarik edilebilirsiniz. Belki de bu sayede yeni yeteneklerinizi keşfedeceksiniz.

Fazla aksesuarlarınız, dekoratif amaçlı kullandığınız yastıklarınız ve sadece misafir için bulundurduğunuz mutfak eşyalarınız ile bir süreliğine vedalaşın. Temel ihtiyaçlarınızı karşılayacak eşyalar ile daha ferah ve sakin bir ortam oluştururken iş yükünüzü de azaltmış olacaksınız.

Spor yapabilmek için ayna karşısında ya da ekran karşısında boş alanlar oluşturun.

Gerekiyorsa orta sehpa, dresuar yada konsolların yerini değiştirin. Hiç spor yapmadıysanız eğer müzik ile dans edin. Müzik ruhunuza , fiziksel etkinlik ise bedeninize iyi gelecektir.

Bu liste yaşam alanlarımıza, kişisel tercihlerimize ve aile yapılarımıza göre değişiklik gösterebilir. Unutmayalım ki bu salgın günlerinde dünya dışarıda biz içeride yenileneceğiz ve bizim için bu değişimler evlerimizde başlayacak.